Münir Özkul

Allah rahmet eylesin Mahmut Hoca, Yaşar Usta, Turşucu Kazım Usta….

Sümer Tilmaç zamanında zor günler geçiren Özkul’a, Kemal Sunal’ın nasıl sahip çıktığını şu şekilde aktarmıştır:

“70’li yıllarda alkol tedavisi gören, neredeyse bir apartman parasını içkiye harcadığını söyleyen Münir Özkul zor günler geçiriyordu. Başta Kemal Sunal ile beraber olmak üzere çalmadık kapı bırakmadık. Ama devletten kimse Münir Özkul’a sahip çıkmadı.
1996 yılında Atatürk Kültür Merkezi’nde ustamız için bir saygı gecesi düzenledik. O kadar tıklım tıklımdı ki bir AKM’yi daha dolduracak insan kapıda kaldı. Kemal, o gecede elde edilen parayı repoya yatırdı ve aylar sonra parayı ikiye katladı. Ve şimdi Münir Özkul’un Cihangir’de oturduğu evi almasını sağladı. Kemal adam gibi adamdı.”

Adile Naşit 21 haziran 1985’te can aslan ile yaptığı söyleşide anlattığı Tarık Akan ve Münir Özkul ile olan anısı:

“Bizim Aile filminin çekimlerinde idik. Halit Akçatepe ile Münir Özkul aralarında konuşup gülüşüyorlardı. Tarık Akan da oturmuş bir köşeye dalıp dalıp gidiyordu. Yanına gittim, çok samimi değildik.

Çorba içme saatiydi, çorba içtik ve ‘hayırdır?’ dedim, zor da olsa anlatmaya başladı:
mühendislik fakültesindeyken, okula yakın bir yerde bir matbaacı arkadaşım vardı. Cebinden kitaplar basar, insanlar okusun diye uğraşırdı. Bugün gelirken ona rastladım. İşleri bozulmuş, kapatmak zorunda kalacakmış dükkanı’ dedi.

Çekimler iyi gidiyordu. Münir’in yanına gittim, durumu anlattım.
Yevmiye usulü çalışıyorduk, ne yapacağımızı da çok bilmediğimiz için bekledik. Belki elimizden bir şey gelirdi. Münir bunu epey dert edindi.

Hani o can alıcı sahne var ya; Münir’in o güzel tiradı. Saim Bey’in kapısından içeri girer, ‘sen değil, ben büyüğüm ben!’ diye noktalar. İşte o sahnede, herkesin eli ayağı buz kesti. Yarım saat bir sessizlik oldu.

Gün bitti, yevmiyeler dağıtıldı. O gün ne olduysa hepimiz 3’er yevmiye aldık. Münir 10 yevmiye almıştı. Herkes aldıklarını bir araya getirdi topladık ve Tarık Akan’a uzattık.
Kabul etmedi, zorla kabul ettirdik. Beraber gidip matbaadaki işler düzelene kadar, her gün biraz daha destek olduk.

Bugün, Tarık’ın vesilesi ile o matbaa halen çalışıyor ve geçtiğimiz gün 20.000 adet kitap basıp tüm ülkedeki okul kütüphanelerine yolladı. Dağıtılan 20.000 adet kitabın ismi Nutuk’tu.”

Mürüvvet Sim’in Münir Özkul ile oynadığı ilk tiyatro oyununun anısı :

“Münir Bey’i karşıma çıkardıklarında, ‘Bununla mı oynayacağım’ diye ağladım. Ben Münir’i tanırdım zaten, halkevinde birlikte kurslara devam ettik, fakat aktörlük derecesini bilmiyorum. Bir partnerimiz vardı o gitti Münir’i getirdiler. Prova yapacağız. Münir katiyyen prova yapmıyor. Nasıl olacak bu iş diyorum, ben prova yapamam diyor. Sanat hayatım bitecek gibi geldi bana, epey gözyaşı döktüm. Sabaha kadar prova yaptık, Münir yine prova yapmadı. Mecburen oynadım. Bu hayatımda bir daha olmadı benim. Sahneye çıktık, Münir ile oynuyorduk. Bu düet o kadar tuttu ki benim ellerim ayaklarım bağlandı. O Münir gitti. Sanki karşımda sanki dev bir sanatçı vardı. Piyes bitti. Herkes Münir’i tebrik etti, ben de gittim, özür diledim ve elini öptüm.”