Bir Nasihat Bin Akçe

Adam çalışmak için çok uzaklara gitmiş ve senelerce gurbette çalışmış. Sonunda memleketine dönme vakti gelmiş. Gurbette çalıştığı sıralarda toplam 3000 akçe biriktirmiş ve evinin yolunu tutmuş. Evine doğru giderken yolu büyük bir şehirden geçmiş.

Yürürken köşede birine rastlamış adam: “Bir nasihat bin akçe, bir nasihat bin akçe!” diye bağırıyormuş. Adam düşünmeye başlamış; “Nasıl olur, bir öğüt bin akçeye satılır, ben senelerce çalıştım ve yalnızca 3000 akçe biriktirdim!” Akıl sır erdirememiş ama merak etmiş ve adama bin akçe vermiş ve öğütü satın almış.

Satın aldığı nasihat şöyleymiş: “KADERDE NE VAR İSE O ÇIKAR.” ve adam yoluna devam etmiş..

Biraz yürüdükten sonra köşe başında bir başka adama rastlamış adam da: “Bir Öğüt Bin Akçe!” diye. Adam tekrar merak etmiş, bin akçe daha vermiş ve ikinci öğütü de almış.

Diğer adamın verdiği öğüt ise şu şekildeymiş: “GÖNÜL KİMİ SEVERSE GÜZEL ODUR.”

Cebinde son bin akçesi kalmış, yolunda devam ediyormuş. Tam şehrin çıkışında tekrar köşe başında bir adam bir öğütü bin akçeye satıyormuş. Adam bir parasına bakmış, bir de öğütü satan adama bakmış, yine merakına yenik düşmüş ve kalan son bin akçesiyle o öğütü de almış.

Son adamın verdiği nasihat ise şöyleymiş: “HİÇBİR İŞ ACELEYE GELMEZ.”

Adam beş parasız kalmış, yoluna devam etmiş. Şehrin çıkışına geldiğinde büyük bir kalabalık görmüş. Kalabalık telaşe içerisindeymiş. Kalabalığa doğru yaklaşmış ve oradakilerden birine kalabalığın sebebinin ne olduğunu sormuş. Birisi adama durumu açıklamış; “Burada şehrin bütün su ihtiyacını karşılayan bir kuyu var, ama kuyunun içerisinde bir canavar var. Canavar suyu tutmuş, göndermiyor. Aşağıya kim indiyse bir türlü çıkamadı. Şimdi herkes korkuyor aşağı inmeye!” demiş.

Adam düşünmeye başlamış ve hemen aklına ilk satın aldığı nasihat gelmiş. “Kaderde ne var ise o çıkar.” Kuyuya inmeye karar vermiş adam. Aşağıya indiği anda canavar adamı derhal yakalamış ve yerine götürmüş. Demiş ki: “Buraya gelenlerin hepsine bir soru sordum ve bilemediler. Eğer sen bilirsen seni serbest bırakırım!” Sonra canavar bir tarafına sarışın ve dünya güzeli bir kadın, diğer tarafına da kurbağa koymuş ve “Söyle bakalım, hangisi güzel?” demiş.

Adam düşünürken, ikinci aldığı nasihat aklına gelivermiş ve “Gönül kimi severse güzel odur!” demiş. Adamın verdiği yanıt canavarın çok hoşuna gitmiş. Zira canavar, kurbağanın gözlerine aşıkmış. Adamı salmış ve suyu bırakmış. Almışlar krala götürmüşler adamı ve ağırlığınca altın vermişler.

Adamımız yoluna devam etmiş ve nihayet evine varmış. Evinin camından içeri bakmış. Bir de ne görsün, karısı, genç biri ile oturuyormuş! Hemen kılıcını çekmiş ve tam içeri girerken üçüncü öğüt aklına gelmiş; “Hiç bir iş aceleye gelmez!” Kılıcını kınına koymuş ve içeri girmiş. Hoş beşten sonra karısına o genci sormuş. Kadın hemen cevap vermiş: “Bey, sen gittiğinde ben hamileydim ve bir oğlumuz oldu. Bu genç senin oğlun!” demiş.

Yolunuz ve kaderiniz açık olsun dostlar, hiçbir şey aceleye gelmez!